| alaettinkucukoner@hotmail.com EDITÖRDEN. “Mademki bir toplumda yasayan halk, bunca yasal görevle yükümlüdür, elbette sözle ve kalemle kendi vatanin çikarlari üzerinde düsüncelerini bildirmeyi kazanilmis haklarindan sayar…”(Sinasi-Trc. Ahval Gzt). Okulumuz adina ilk yayin organinin çikarilmasi için yola koyulurken Türkiye’de Gazeteciligin öncüsü Sinasi’nin çikarmis oldugu ilk özel gazete olan Tercüman-i Ahval’in o meshur mukaddimesinden alinti yaparak basladim. Fakat sözlerini biz söyle uyarlamak istiyoruz: Mademki bir toplumda yasayan halk, çocuklarinin egitim-ögretimiyle ilgilenmekle, onlari ilgileri ve yetenekleri dogrultusunda yönlendirmekle yükümlüdür ve ögretim kurumlarinin mevcut durumlari, gelecegi hakkinda da bilgi sahibi olmayi kazanilmis haklarindan sayar ki dogrudur. O halde bu hakki teslim etmek bizlere düsen bir görevdir. Bu okulumuz adina atilmis ilk adimdir lakin; “Ilk adimi ertelemekten dolayi yüzlerce adimdan mahrum olduk.” demeyi de kendimizce yerinde, farkinda olunan bir elestiri olarak not etmeyi ihmal etmiyoruz. Burada hemen belirtmek isterim ki dilin imkânlari sinirli, buna karsilik iç dünyamizin zenginligi ise sinirsizdir. Bu nedenle genis bir okuma ufkuna sahip siz okuyucularin meramimizi anlamada müracaat etmesini temenni ettigimiz yer kapilarini herkese sonuna kadar açik tuttugumuz gönüllerimizdir. Zira dilin sinirlarina dayanmis olmaktan dolayi izdirabi baslayan sairlerimizin sayisi azimsanmayacak kadar çoktur. “Aczimin giryesidir bence bütün asarim, Aglarim aglatamam, hissederim söyleyemem Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarim.” Asrin büyük sâiri M.Akif bile bize kalbinin dilini müracaat kapisi olarak gösteriyorsa –Ki bana sorarsaniz milleti için dert edindigi her seyi fazlasiyla söylemistir ve bu konuda bütün otoriteler müttefiktir-bizim kem kümlerimizin ikna gücünü tartmak elbette daha kolaydir.. Yine Cumhuriyetimizin yetistirdigi büyük sairlerimizden Orhan Veli’nin kelimelerin kifayetsizligine olan serzenisi elbette yalan degildir. “Bilmezdim sarkilarin bu kadar güzel Kelimelerinse kifayetsiz oldugunu Bu derde düsmeden önce .” Sevgisinin, askinin sonsuzluguna ve büyüklügüne; doluluguna ve içtenligine ragmen ifadenin acziyetinin magduru nice âsiklar olmustur!.. |
Alaettin KÜÇÜKÖNER |
BASLARKEN… Aliyla, yesiliyle, mavisiyle
sicak ve güçlü, bir derya görüyorum. Bu bir
sevda meselesi. Ilk sayilar bana her zaman yanaklarini al basmis bir gelinin
tazeligini, bir delikanlinin güçlülügünü
ilham eder. Dertlerine, davalarina birlik
olmus, her vesileyle sarmas dolas olmasini bilmis toplumlar kalkinmislardir.
Ama, nemelazimci, cenazede, törende, dügünde bir araya
gelen, birbirine selam verirken kirk yil düsünen toplumlar perisan
olmuslardir. |
Bize rehavet, uyku yakismiyor.
Bizim yarinimiz, bu günümüzden daha iyi olmali. Biz size
layik olmak için hazirligimizi yaptik. Sizin serefinizle yarisabilmek
için terbiyemizi tanidik. Size layik olmayacak, size sikinti verecek
eksiklerden, ayiplardan kendimizi büyük ölçüde
saklamaya çalisiyoruz. O itibarla diyoruz ki, devlet, elindeki
güç ve kaynaklara vatandasina hizmet etmenin vecibesine sahip
çikmaktadir. Burada münevverin, aydinin,
idarecinin, ögretmenin vazifeleri var. Belli terbiye içerisinde,
belli bir sebat içerisinde yerine getirilmesi gereken görevler
var. Ögrenci velisinin, üzerine düseni yapmak seklinde,
agirligini bilmek seklinde vazifeleri var.
Gölgede oturup günestekine ahkâm kesen biri olmak istemiyoruz. Su vatan topragini bir kanaviçe inceliginde isleyelim. Bu topraklar üzerinde daha varlikli, daha tutarli bir insan standartlarinda birleselim, emanetine, sahip çikmaya memur edildigimiz Ay yildizli bayragimizin gururuna, iftiharina sahip olalim. Bu memleketin ufkundan günes, hürriyet, bagimsizlik, istiklal eksik olmasin. Biz bu memleketin gelecegini aydinlik görüyoruz. Necip milletimin önünde her daim kusur etmemek, hizmete sahip olmak idraki ve heyecani içerisindeyiz. Bu heyecan umarim ki sonsuza
kadar devam edecektir. |
| aliihsangecici@hotmail.com GENEL BILGI; 1-Okulumuz; Milli Egitim Bakanligi Erkek Teknik Ögretim Genel Müdürlügü’nün 13 Eylül 1977 tarih ve Örgün Egitim 420 sayili emirleri ile Endüstri Meslek Lisesi olarak 1977–1978 Egitim–Ögretim yilinda bünyesinde yalniz Metal Isleri Bölümü ile Egitim–Ögretime açilmistir. 1978–1979 Egitim–Ögretim yilinda Metal Isleri Bölümüne ilaveten Tesviye Bölümü açilmistir. 1988–1989 Egitim–Ögretim yilinda da Çinicilik–Seramik Bölümü açilmis fakat Ögretmen ve Ögrenci olmadigi için 1990–1991 Egitim–Ögretim yilinda Egitim–Ögretime baslamistir. 2001–2002 Egitim–Ögretim yilinda Elektronik, 2002–2003 Egitim–Ögretim yilinda Bilgisayar, 2004–2005 Egitim–Ögretim yilinda Tesisat Teknolojisi (Dogal Gaz) Bölümleri açilarak; Halen Metal Isleri, Tesviye, Çinicilik–Seramik, Elektronik, Bilgisayar, Tesisat Teknolojisi (Dogal Gaz) Bölümleri ile Egitim–Ögretime devam edilmektedir. Okulumuzda Döner Sermaye Saymanligi bulunup siparis ve hazira olmak üzere döner sermaye isleri yapilmaktadir. Okulumuz 14.000. m2 alan üzerine Idari ve dersliklerin oldugu bina, atölyeler, 6 dairelik lojman ve kalorifer binasi olmak üzere betonarme yigma binalardan olusmaktadir. Okulumuzda 12 adet derslik, 1 adet FKB laboratuari, 2 adet Bilgisayar laboratuari kütüphane ve basketbol ile voleybol sahasi bulunmaktadir. Okulumuz atölyelerinde; yöresel meslek olan çinicilik seramik bölümü olarak ürünler yapilmakta olup Tesviye bölümünde Çamur Torna Tezgahi çevre siparisleri ve Metal isleri bölümünde de çevreden gelen siparisler yapilmaktadir. Okulumuz Tesviye Bölümünde yapilan Çamur Torna Tezgahi çevre isletmelere yapilmis olup halen siparis üzerine yapimina devam edilmektedir.. |
|
|
AVANOS ENDÜSTRI MESLEK
LISESI |
Bilgisayar ve Elektronik
gibi bazi bölümlerimize artan ilgi bize kayitlarda seçici
olma sansini vermistir.Okulumuz bünyesinde kavusmus oldugumuz teknik
yeterlilik ilk zamanlar çevre tarafindan yeteri derecede bilinememekteydi. |
|
MESLEKI EGITIMIN ÖNEMI Meslekî ve Teknik
Orta Ögretim Kurumlari amaçlarini anlatirken ögrencilerini
orta ögrenim düzeyinde yüksek ögretime hazirlamak
ve alanlarinda kamu ve özel sektörün ihtiyaç duydugu
ara elemanlari yetistirmek seklinde ifade ederler. |
Bu amaçlar dogrultusunda biz; Endüstriyel teknik ögretim okul ve kurumlarindaki gençlerimizi, millî egitimimizin genel amaç ve temel ilkelerine, ülkemizin ihtiyaçlarina çalisma hayatimizin isteklerine uygun mal ve hizmet üretim alanlarina, bu alanlarin gerektirdigi niteliklere sahip teknik insan gücü olarak yetistirmenin yaninda, yüksek ögretime de hazirlayan ögretim programlarini hazirlamak veya hazirlatmak, uygulamak, sonuçlarini takip etmek, degerlendirmek ve gelistirmek için çalismaktayiz. Avanos Endüstri Meslek Lisesi olarak bünyemizde bulunan Metal Isleri, Tesviye, Çinicilik Seramik, Elektronik, Bilgisayar ve Tesisat Teknolojisi (Dogalgaz) bölümleriyle Avanos Merkez, Kasaba ve köylerimizde bulunan gençlerimizi yüksek ögretim programlarina hazirlamak ve is yerlerimizde ihtiyaç duyulan niteliklere sahip teknik insan gücünü yetistirmektir. Okulumuzdan mezun olan ögrencilerimiz aldiklari egitimle Dergimizin adi gibi birer “ALTIN BILEZIK” sahibi olarak yüksek ögrenim veya is hayatina atilmakta ve gelecekleriyle ilgili olumlu yön vermektedirler. Bütün gençlerimizin; Türk Gençligine yakisir bir sekilde dürüst, çaliskan, basarili, ailesine vatanina hayirli olmasi dileklerimle…
|
| KUTLU DOGUM ÜZERINE DÜSÜNCELER celaltalep@mynet.com 20 Nisan 571…Alemin ve içindekilerin
varlik sebebi, nebiler nebisi, kainatin efendisi, Hatemul Enbiya, Muhammed
Mustafa (s.a.s) .Hos geldin Ey Nebi!... Hos geldin… |
Celal TALEP |
| YUNUS EMRE’NIN GÜNÜMÜZE
MESAJI alaettinkucukoner@hotmail.com Yunus Emre’nin siirlerine biraz dikkatli bakinca bugün bütün insanligin, bilhassa üzerinde yasadigimiz güzel ülke Türkiye’mizde yasayanlar için musibete dönüsen birçok zitligin geçmiste “Gönüllü bir birliktelik ve hos bir geçim” içinde telakki edildigine tanik oluruz. Büyük bir üzüntü nedenidir ki toplumsal bir kaos ve kör dövüsüne dönüsme ihtimali olan meselelerimizde yatistirici ve birlestirici ortami hos bir birliktelige dönüstürücü gücü tasiyan kaynaklarimiza müracaat etmekten imtina ediyoruz ne hikmetse. Saglam kaynaklara yaslanan bir egitimin olusturacagi müsterekler, faturasinin bizce ödenmesi ihtimalden öte kesin olan her türlü bizden olmayan gidisati dogru yönlendirme gücü çok uzakta degil, aksine hazir bir imkândir elimizde. Olmasi gereken, basa geldikçe söylenmektense, “ne ekersen onu biçersin” demektense, çocuga “Kral çiplak” dedirtmeyi beklemektense, bütün topluma müdahil bir egitimin söz sahibi kilinmasi zaruretinde ittifak etmeyi kabullenmektir. Büyük bir yanilgidir ki, en azindan eksiktir, tarihin ve günümüzün etkin güçleri sadece “siyasal karakterler” üzerinde durmakta ve daha çok onlari ön plana çikarmaktadir. Oysaki sanat, edebiyat, askeri, bilimsel v.b. her türlü alanda da kilometre tasi denilebilecek sahsiyetler olmustur. Edebiyat alaninda itiraz kabul etmez bir gerçektir ki, Yunus Emre Anadolu Kültür Tarihinin en büyük kahramanidir. “Cümle yaradilmisa bir gözle bakmayan Halka müderris olsa hakikatte asidir” Bu bakis açisini topluma yerlestirmek, ekmek egitimin görevidir. Yunus burada millet ve ümmetin ötesinde evrensel bakisla âleme bakmaktadir ki, yine bunu kendi kültüründen, Anadolu’nun derin kaynaklarindan edinmistir. Benzer düsüncelerine asagidaki misralarinda da rastliyoruz. “Bir çesmeden akan su aci tatli olmaya Edeptür yermek bana bir çesmeden sizarim” Ayni çesmeden sizan suyun farkli tada sahip olmasina hiçbirimiz ihtimal vermeyiz. Acilik varsa, bir yerlerde dissal etken, harici bir karisimin söz konusu olabilecegi akla gelmelidir. Aksine su damlalarinin birbirinden farkli olduklarini iddia etmek akli bulunulabilecek sey degildir. Yunus Emre’nin siiri bir kez okunup rafa kaldirilacak nitelikte yüzeysellikten ve hafiflikten ibaret degildir. Yunus’un siiri belki bizde Tanzimat’tan önce var olmadigi kabul edilen ve batidan ögrendigimize karar verilen “roman”dir. Batinin romanla yakaladigi degisim ve dönüsümü biz Yunus’la yakalayabilirdik. Bu konuda eksigimizi isaret buyuranlara “Mesnevi”yi unutmadigimi belirtmek isterim. Batili-dogulu fark etmez hiçbir bilimsel düsüncenin hayir diyemeyecegi bir noktayi belirtmekte yarar vardir. O da her bir misrasinin bir roman yazmaya yeter derecede mana zenginligini içermesidir. Cemil Meriç, siiri: “Bizde ikinci kez okuma arzusu uyandiran sey” diye tarif ediyor. Yunus’un siiri, okuyucuda “sinirsiz kez okuma” arzusunu olusturur. Tekrar tekrar okuma arzusu uyandiran efsunilige sahip Yunus Emre, bu özelligi ile özgün bir sanatçidir. Onun insan sevgisini hümanist Bati kültürüne kaynaklik teskil eden Yunan veya Roma kültürüyle iliskilendirmemek, ayri tutmak çok önemlidir.
|
“Iki cihan zindan ise gerek bana bostan ola Imdi bana ne gam gusse çün inayet dosttan ola Varam ol dosta kul olam hem
ailuben gül olam Her davadan geçen
kisi Hak’tan yana uçan kisi Bunda iken açgil gözün
der önüne kendi özün *** *** Yunus-durur benim adim, gün
geçtikçe artar ödüm |
| GENÇLERLE ILETISIM
NASIL KURULUR? Iletisim, nitelikleri ne olursa olsun iki sistem arasindaki bilgi alis verisi olarak tanimlanabilir. Burada en önemli olan nokta iletisimde bilgi aktariminin iki yönlü olmasidir. Bilgi aktarimi tek yönlü ise bilgilendirme,çift yönlü ise iletisim olarak adlandirilir. Dolayisiyla bireyler arasindaki her konusma iletisim olarak tanimlanamaz. Ana babalarin çocuklarina, ögretmenlerin ögrencilerine birtakim emirler verip, karsi tarafin yani çocuklarinin yada ögrencilerinin tepkilerini dikkate almamalari iletisim olarak kabul edilemez. Anne babalar yada ögretmenler genelde gençlerle iletisim kurduklarini sanirlar. Ancak gençler konusurken ikaz,önerilerde bulunma,hatirlatma,yargilama gibi pek çok iletisim engelleri ile aslinda genci dinlemezler. Bu durumda genç kendini duyulmamis,anlasilmamis ve kendisi ile ilgilenilmemis hissederek iletisimi keser. Peki genci dinlerken ne yapmaliyiz ? ?Sessizce dinlemeli ve bu davranisimizla onu kabul ettigimizi göstermeliyiz. Karsimizdaki bireyi kabul ettigimizi hissettirerek bizimle daha fazla sey paylasmasini saglamak için sessizlik güçlü bir sözsüz ileti olarak kullanilabilir. Hep konusan biz olursak karsimizdaki gencin duygularini ifade etme özgürlügünü kisitlamis oluruz. Burada bahsettigimiz pasif dinleme tabiki tüm iletisim boyunca degil belli araliklarla gencin kendini tam anlamiyla ifade edebildigi yere kadar kullanilmalidir. Bundan sonraki asamada ise karsimizdakini kabul ettigimizi gösteren, onu anlamamiza yardimci olan aktif dinleme yöntemidir. Bu yöntemde yargilama ve analize yer yoktur. ?Aktif dinleme karsimizdaki gencin söyledigini yada söylemek istedigini kendi kelimelerimizle ona geri iletme biçiminde kullanilir. Bu yöntemin püf noktasi kendimizi gencin yerine koyarak " Ben olsaydim ne hissederdim?" diye düsünmek ve gencin ifade ettigi duygulari isimlendirerek yansitmaktir. Yani : Fizik dersini hiç anlamiyorum. (Genç ne hissediyor ? zorlanma ) Yanitimiz : Fizik dersi sana zor geliyor ... Yargilama, ögüt verme, elestirme olmadan sadece onun yasadiklarini göz önüne alarak gencin ifade ettigi duyguyu isimlendirdik. Iyi bir dinleyici olmak için
neler yapmaliyiz ?
|
Öncelikle bedensel olarak
karsimizdaki kisiyi dinlemeye hazir oldugumuza inandirmaliyiz. Elindeki
gazeteye bakan,tirnaklarini törpüleyen yada yemek yapmak için
kosusturan bir kisiye hangimiz bir seyini anlatmak isterki ? Öncelikle konustugumuz kisi özellikle bir çocuk, ön-ergen ise onun boy hizasina inerek göz temasi kurmaliyiz. Yüz yüze olmada en az konusulan sey kadar yüz ifadesinden de mesajlar aliriz. Gözlerinin bugulanmasi,yüzün kizarmasi, gözleri kaçirma gibi pek çok sözsüz mesaji algilayabilmemize olanak saglar. Böylelikle söylenen seyle verilmek istenen mesaj hakkinda bilgi sahibi olmus oluruz. Genci dinlerken ne gibi iletisim engellerini kullaniyoruz biraz da bunu inceleyelim. Ögüt verme: Söyle yapma,böyle yap... Çözüm getirme: Bunu böyle yapmada söyle yap Yönlendirme : Üzülecegine otur da ders çalis Yargilama : Sen zaten hep kolaya kaçarsin Elestirme: Çocuk gibi davraniyorsun Ad takma : Geri zekali,aptal Soru sormak: Neden ?, niçin ? Arastirmak: O sana ne dedi ? Incelemek: Hanginiz önce söyledi ? Teshis : Aslinda sen öyle demek istemiyorsun... Tani koymak : Ben senin aslinda neden öyle yaptigini biliyorum Tahlil etmek : Aslinda senin derdin baska... Teskin : Aldirma bos ver Teselli etmek : Düzelir canim,dert etme geçer,üzülme Konuyu degistirmek : Baska seylerden konusalim gibi farkinda olmadan kullandigimiz iletisim engelleri ile karsimizda bize bir sorununu anlatmak isteyen gence : Anlasilmamislik, savunmaya girme, haksizliga ugradigini hissetme, sorununun aslinda önemsiz ve saçma oldugunu düsünme, sinirlenme, direnç gösterme, isyan, çaresizlik, kizginlik vb. duygulari yasatiriz. Oysa gencin yukarida saydigimiz pek çok iletisim engelindense en önce dinlenmeye, kabul edildigini hissetmeye ihtiyaci vardir. Siz hiç bir çözüm getirme durumunda olmadan sadece sessizce dinleseniz bile gençte belli bir bosalima sebep olacaginiz için basarili olursunuz. Daha sonra aktif dinleme ile sadece ondan aldiginiz bilgileri daha sade biçimde ona yansittiginizda dinleniyorum,kabul ediliyorum mesajini gence verirsiniz. Konusurken sorununun çözümünü kendi kendine kesfetme olanagini da vermis olursunuz. Anlasildigini, kabul edildigini, kosulsuz sevildigini bilen bir gençle iletisim kurmak hiç de zor olmayacaktir. Dolayisiyla sorunlarda kavgaya, isyana,çaresizlige dönüsmeden rahatlikla çözülecektir. |
| MIMAR SINAN’IN SANATÇI
DEHASI
|
Japonya'ya döndüklerinde
ise Sinan’in sirlarini uygulamaya sokarak sehirlerini Sinan’in
kullandigi sistemlerle kurup muazzam gökdelenler dikmisler. Yani
su an gelismis ülkelerin gökdelen yapiminda kullanilan çogu
sistem, yüzyillar önce Sinan’in gelistirdigi mekanizmalarmis.
Bir gün Selimiye Camii'ne girenler, kubbenin altinda bir Japon'un
ayaklarini kibleye dogru uzatmis sirtüstü yattigini görmüsler.
Tabii hemen Japon'u, "Burasi kutsal bir yer. Bu sekilde yatmak bizim
inançlarimiza göre saygisizliktir. Lütfen oturun veya
ayakta durun" diyerek uyarmislar. Ancak, Japon trans vaziyetteymis,
gözlerini kubbeden ayirmadan söyle sayikliyormus: "Bu imkânsiz.
Ben yillarin mühendisiyim. Bu kubbe var olamaz. Hayal görüyorum.
Bu kubbenin orada o sekilde durmasi fizik ve matematik kurallarina aykiri.
Bu imkânsiz, orada hiçbir sey yok, orada hiçbir sey
yok..." ARASTIRMA : KAYNAK: M.Gürleyen GÖK
|
sabasismet@hotmail.com Hatiralar güzeldir Yikik viran gönlümün
Hatiralar çizgidir Umutlar yeserirken Ufuklara çevrilmis
|
Yillarin yorgunlugu Gecenin sessizligi Odamin kösesinde Masa üstünde duran
Odamda isli lamba |
| PULSUZ DILEKÇE Sevgili Annecigim, Babacigim; Bütün duygu ve düsüncelerimi dile getirebilseydim, size sunlari söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve degisme içindeyim. Sizin çocugunuz olsam da sizden ayri bir kisilik gelistiriyorum. Beni tanimaya ve anlamaya çalisin. Deneme ile ögrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaslikta ve ugraslarimda özgürlük taniyin. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayin. Davranislarimin sonuçlarini kendim görürsem daha iyi ögrenirim. Birakin kendi isimi kendim göreyim. Büyüdügümü baska nasil anlarim? Büyümeyi çok istiyorsam da ara sira yasimdan küçük davranmaktan kendimi alamiyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni simartmayin. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istedigimi elde edemeyecegimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayinca sizlere güvenim azaliyor. Bana kesin ve kararli davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptigimi görünce beni sinirlayin. Koydugunuz kurallar ve yasaklarin hepsini begendigimi söyleyemem. Ancak, hiç kisitlanmayinca ne yapacagimi sasiriyorum. Tutarsiz davrandiginizi görünce hem bocaliyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum. Ögütlerinizden çok, davranislarinizdan etkilendigimi unutmayin. Beni egitirken ara sira yanlislar yapabilirsiniz. Bunlari çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygi ve sevginizin azaldigini görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konusup çok bagirmayin. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumusak ve kesin sözler bende daha iyi iz birakir. “ Ben senin yasinda iken ...” diye baslayan söylevleri hep kulak ardina atarim. Küçük yanilgilarimi büyük suçmus gibi basima kakmayin. Bana yanilma payi birakin. Beni, korkutup sindirerek, suçluluk duygusu asilayarak uslandirmaya çalismayin. Yaramazliklarim için beni kötü çocukmusum gibi yargilamayin. |
Yanlis davranisim üzerinde
durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu
asmadigi sürece cezama katlanabilirim. Beni dinleyin. Ögrenmeye
en yatkin oldugum anlar, soru sordugum anlardir. Açiklamalariniz
kisa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde isleri
zorlamayin. Ama basarabilecegim isleri yapmami bekleyin. Bana güvendiginizi
belli edin. Beni destekleyin; hiç degilse çabami övün.
Beni baskalariyla karsilastirmayin; umutsuzluga kapilirim. Benden yasimin üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kurallari birden ögretmeye kalkmayin; bana süre taniyin. Yüzde yüz dürüst davranmadigimi görünce ürkmeyin. Beni köseye sikistirmayin; yalana siginmak zorunda kalirim. Sizi çok bunaltsam bile sogukkanliliginizi yitirmeyin. Kizginliginizi hakli görebilirim, ama beni asagilamayin. Hele baskalarinin yaninda onurumu kirmayin. Unutmayin ki ben de sizi yabancilarin önünde güç durumlara düsürebilirim. Bana haksizlik ettiginizi anlayinca açiklamaktan çekinmeyin. Özür dileyisiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklastirir. Aslinda ben sizleri oldugunuzdan daha iyi ve daha degerli görüyorum. Bana kendinizi yanilmaz ve erisilmez göstermeye çabalamayin. Yanildiginizi görünce üzüntüm büyük olur. Biliyorum, ara sira sizi üzüyor, belki de düs kirikligina ugratiyorum. Bana verdikleriniz yaninda benden istediklerinizin çok olmadigini da biliyorum. Yukari da siraladigim istekler size çok geldiyse birçogundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceginize olan inancim sarsilmasin Benden “ Örnek Çocuk “ olmami istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanizi beklemem. Sevecen ve anlayisli olmaniz bana yeter. Sizin çocugunuz olarak dogmak elimde degildi. Ama seçme hakkim olsaydi, sizden baska kimsenin çocugu olmak istemezdim. Sevgiler Çocugunuz ... Atalay YÖRÜKOGLU |
BILINÇLI GENÇLIK
|
Gençlerimiz farkinda
olmadan birtakim dis etkenler vesilesiyle gerçekçi yasamdan
uzak tutulmaya çalisilmakta böylece ülke gerçeklerinden
bîhaber tutulmaktadirlar. Eglence kisvesi altinda onlari gerçek
dünyadan koparan, çesitli sektörler araciligiyla akla-mantiga
savas açarcasina bulduklari ve tamamen zaman öldürücü;
ancak bundan da önemlisi genç zihinlerin bilgi çemberinden
uzak durmalarini saglayan ugrasilar yine amaçli çikarim düsünen
fikirlerin eseridir. Bütün bu olumsuzluklardan siyrilmanin, kalici olabilmenin yolu gençligin bilinçli hâle gelmesiyle mümkündür. Burada büyük tasavvuf sairi Yunus EMRE ‘nin “Ilim ilim bilmektir./ Ilim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsin/Ya nice okumaktir.” dizelerine deginmeden geçmek pek dogru olmayacaktir. Bilinçli bir nesil öncelikle kendini bilen, gâye-hedef bütünlügünü saglayan, ufku genis ve insanî degerler ile dil, inanç, hayat felsefesi bulunan fertlerle saglanacaktir. Diogenes ‘in “Tek iyi sey bilgi, tek kötü sey de bilgisizliktir.” sözü gençlerin yalnizca bilgili bireyler olmalarinda degil; üyesi bulunduklari uluslarin kalicigi noktasinda da önemlidir. Bu önemi algilamayi basaran ve duyarlilik noktasinda zâfiyete düsmeyecek gençlere sahip bulunan milletler varliklarinin devamliligini simdiden garanti altina almislar demektir. Sevgili genç arkadaslarim, söylenmesi gerekenler düsünüldügünde, elbette belirttigimiz daha dogrusu sinirli da olsa degindigimiz konular kapsami bakimindan bu satirlarin daha onlarcasina gebedir. Ama nihai amaç gözler önüne serildiginde hiç deginmemis olmaktansa bu kadari da bizler için bir kazanç sayilmalidir. Bilinçli gençlik ümidiyle… Hasan ALSAÇ Türk Dili ve Edebiyati ögretmeni |
Bir Destandir Çanakkale |
Sonuçta Çanakkale
geçilememis, Rusya savastan çekilmek zorunda kalmis ve Türkün
vatanini asla çignetmeyecegi dosta düsmana gösterilmistir. Ihsan BALTA |
| METAL ISLEME SANATI
|
|
| BAYRAK Ey mavi göklerin beyaz ve kizil süsü, Kiz kardesimin gelinligi, sehidimin son örtüsü, Isik isik, dalga dalga bayragim! Senin destanini okudum, senin destanini yazacagim. Sana benim gözümle
bakmayanin Dalgalandigin yerde ne korku,
ne keder...
|
Savas bizi karli daglara
götürdügü gün Ey simdi süzgün,
rüzgârlarda dalgali; Tarihim, serefim, siirim,
her seyim: |
| “Dur yolcu! Bilmeden
gelip bastigin bu toprak Bir devrin battigi yerdir.Egil kulak ver, Bu sessiz yigin bir vatan kalbinin attigi yerdir.” ÇANAKKALE
GEZÝ NOTLARI |
Feribotla Gelibolu’ya
geçtik.Gelibolu’da Kum Kale’yi daha sonra Onbasi Seyit
anitini gezdik.Adina anit dikilen Onbasi Seyit’in yaptigi kahramanlik
anlatilirken o günü adeta tekrar yasiyorduk.Normal olarak kaldirilmasi
imkansiz olan 275’ kg agirligindaki top mermisini kaldirip topun agzina
yerlestirmesi manevi bir güç ve vatanseverliliginin birer sonucu
olmaliydi.Gezimiz devam ederken kafamizda savasin korkunç dehseti
beliriyordu.Sanki savas devam ediyor gibi heyecanini iliklerimize kadar
hissediyorduk.Anafartalar ve Conkbayiri bizlere bir baska heyecani yasatiyordu.Özellikle
siperleri dolasirken savasin acimasizligini bir kez daha yasiyor gibiydik.Çanakkale’nin
her yerinde ayri bir heyecan vardi.Sehitligi gezerken duygulanmamak elde
degildi. Mezar taslarinin üzerinde sehitlerin isimleri, yaslari ve
memleketleri yaziyordu. 19’dan baslayan yaslar, 20’li rakamlari
geçmiyordu. Memleket isimleri ise bütün Anadolu’yu
kusatmisti.Hatta Kafkasya’yi, Orta Asya’yi bile içine
aliyordu. Sehitler diyari Çanakkale’de henüz el degmemis
ve de kesfedilememis daha nice sehit mezari var; Allah bilir... Bu duygularla
sehitlikten ayrilarak müzede saklanan savas unsurlarini görmeye
gittik. Müzede dikkatimi çeken savas esnasinda havada çarpisarak
yere düsen mermiler oldu.Bu durum savasin mermi yagmuru altinda gerçeklestiginin
birer kanitiydi. Savas araç ve gereçleri,siperler, ve bu vatan
ugrunda canini veren sehitlerimiz savasin boyutunu ortaya koyuyordu. Gezimizi, meshur Çanakkale âbidesini ve yeni bir düzenleme ile her birinin üzerine “Mehmet” yazilan sembolik mezar taslarini ziyaret ederek bitirdik. Güven BUGRUL/11- E |
| BIR ÖGRETMEN OLARAK
HZ MUHAMMED(SAV) Cehaletin tüm dünyayi bir çöl firtinasi gibi kasip kavurdu zamanlarda açmisti o en nadide çiçek .Gönüllere mutluluk ve huzur meltemleri estiren ,gül rayihasiyla gönülleri mest eden sevgiliydi o. çölde açan en mukaddes çiçekti ruha safa idi, MUHAMMED MUSTAFA(SAV) di o. Onu anlamak onu anlata bilmek...
O ancak saglam bir kalp ile anlatabilmek, siradan bir kalemle degil.Odipdiri
bir yürekle anlatilir,maleyani bir emekle degil O gönülle
anlatilir,dille degil.Laikiyle anlatabilmek elde degil eksiklik bizdendir
onun askiyla yanmamis gönüllerimizdedir. |
Sahibinin yordugu,eziyet ettigi
bir devenin kainatin efendisini görünce inler bir sekilde insan
gibi aglamaya baslamasi üzerine deveyi sevkatle oksayan göz yaslarini
mübarek elleriyle silen,hayvana bile merhabetini esirgemeyen merhametli
bir ögretmen!Besledigi kusun ölmesi üzerine çok üzülen
bir çocugun evine kadar giderek tekin eden çocuklara karsi
son derece hassas sevkati bol bir ögretmen.Evet o bir ögretmen
güzel ahlaki ögretmesi,en güzel edeplere sahip olmaya çagirmasi
fakir ve yetimlere yardim etmeye tesvik etmesi, muminlerin birbirini sevmesini,birbirlerini
sevmedikçe cennete giremeyeceklerini telkin etmesiyle en önemliside
söylediklerinin tamamini yasamasi ve yasatmasiyla samimi bir ÖGRETMEN! ‘Ilim ögrenmek her Müslümana farz dir’ buyurarak tarihin hiçbir döneminde görülmemis sekliyle ilme önem veren, kutlu ilimlerin sahibi ümmi bir ögretmen.O bir ögretmen tüm zamanlarin esini görmedigi, bir daha göremiyecegi dünyanin en güzel ÖGRETMENI! Daima bagislamasi bol, yumusak huylu kalbi güzel, kimseyle çekismeyen, kimseye bagirip çagirmayan kötü söz söylemeyen, kimseyi ayiplamayan, umani umutsuzluga düsürmeyen, hiç kimseyi ne arkasindan ne de yüzüne karsi kinamayan ayiplamayan, hiçbir kimsenin kusurunu arastirmayan hilmin efendisi sabrin zirvesi... Yani hayati sevaplar kadar güzel yasayan, güzel bir ögretmen.O bir ögretmen, HZ.Ebu Bekir gibi sadik HZ.Ali gibi samimi dostlar yetistiren gercek dostlugun ögreticisi bir ögretmen.Kainatin en güzel ÖGRETMENI!... Anamiz ,babamiz, tatli canimiz, arabamiz,makamimiz,cep telefonlarimiz, en çok beraber oldugumuz televizyonlarimiz, dizi filmi kahramanlarimiz, gezmelerimiz,tozmalarimiz ve daha nice içimize giren çagdas Züleyhalarimiz!... Sana feda olsun EY PEYGAMBER diye bilecek diller, dilimizin dedigini tutacak saf gönüller dilegi Ile....................... HACI KIRAZ Din Kült ve Ahlak Bil. Ögrt. |
| BIR ÇOCUGUN
MELEGI Bir zamanlar Dünya’ya gelmeye hazirlanan bir çocuk varmis.Bir gün Tanri’ya sormus: _Tanrim beni yarin Dünya’ya gönderecegini söylediler, fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki orada nasil yasayacagim? _Tüm meleklerin arasindan bir tanesini senin için seçtim.O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak.Melegin her gün sana sarki söyleyecek ve gülümseyecek.Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksin. _Peki, insanlar bana bir sey söylediklerinde dillerini bilmeden söylenenleri nasil anlayacagim? _Melegin sana dünyada duyabilecegin en güzel sözcükleri söyleyecek,sana konusmayi dikkatle ve sevgiyle ögretecek. _Peki, Tanrim ben seninle konusmak istersem ne yapacagim? _Melegin sana ellerini açarak nasil dua edecegini ögretecek. _Dünya’da kötü adamlar oldugunu söylüyorlar, beni kim koruyacak? _Melegin seni kendi hayati pahasina olsa bile koruyacak.. _Fakat ben seni bir daha göremeyecegim için çok üzgünüm. _Melegin sana sürekli benden söz edecek ve bana gelmenin yollarini ögretecek. O sirada cennette bir sessizlik olur ve dünyanin sesleri cennete gelmeye baslar.Çocuk gitmek üzere oldugunu anlar ve son bir soru sorar: _Tanrim, eger gitmek üzere isem lütfen çabuk söyle, benim Melegimin adi ne? _Meleginin adinin önemi yok yavrum sen onu ANNE diye çagiracaksin. Hilal ÖZER 11/E |
KALBIM AVUÇLARINDA ANNEM; Canim annem benim için
sen, yasamin tam kendisi demeksin. Soluk almam, gülmem, aglamam,sevinmem,üzülmem
demek.Sen benim yaz yagmurum,kis günesim, Allah’in bana verdigi en güzel armaganim sen olduguna inaniyorum annecigim. Seninle her seyimi paylasiyorum.Seninle gülüyor,seninle agliyor,seninle heyecanlaniyorum.Senin gözüne düsen benim kabusum oluyor.Bazen üzüyor beni özlemin,bazen sevindiriyor yanagima koydugun koca öpücük.Ya da basucuma ilistirdigin minicik bir not…Bir daha dünyaya gelsem yine senin kizin olmak isterdim hiç düsünmeden. Ve dualarim hep senin üzerine annem.Senin yasamani hayal ettigim güzel bir gelecek üzerine.Çocuk kalbimi verdim senin avucuna bekliyorum öylesine.Canim annem,yürekli,en bagislayici, en hosgörülü annem gözündeki bir damla yas, benim için baharin sonbahara dönüsmesi demektir. Sen benim için örnek
alinacak bir yürek, tüm yasamim için annesi, gurur ve
onur kaynagisin.Senin kizin oldugum için kanatlanip uçmak,sevinç
çigliklari atmak istiyorum.Hayat bazen sevdiklerimizi yaprak dökümü
misali alip götürüyor bizden uzak diyarlara. Canimizi en
derinden acitiyor böylesine acimasizca.Dilerim ki anne hayat seni
bizden alip götürmez bilinmeyen diyarlara.
|
| SANAT VE SANAT GITIMI Sanat, insanligin tarihi kadar eski bir kavramdir. Aslinda insanlarin ortaya çikisi ile sanat etkinlikleri dogmustur. Insanlar ilk önce kendilerini ifade etmek amaci ile yasantilarini, korkularini, duygularini, inançlarini sembollestirerek magara duvarlarina resmetmislerdir. Magaralardaki bu izler M.Ö. 30.000 yil öncesine kadar dayanmaktadir. Dilin nasil dogdugunu bilmedigimiz gibi, sanatinda nasil dogdugunu bilmiyoruz. Eger tapinak ve ev yapimi; resim, heykel, dokuma gibi etkinlikleri sanat sayarsak dünyada sanatçini bulunmadigi tek bir topluluk yoktur diyebiliriz. Eger sanat deyince, müze veya sergilerde görülen esine az rastlanir etkinlikleri anliyorsak; bu özel anlamin çok yakin tarihlerde ortaya çiktigini görmekteyiz. Su anki sanat eserlerindeki özgünlügü, farkliligi, yaraticiligi ilkel sanat eserlerine borçlu oldugumuzu hiçbir zaman unutmamakta fayda vardir. XIX.y.y. sonlarina kadar sanat kavraminin kesin bir tanimini yapmak mümkün degildi.Bu tarihten itibaren sanat kavrami konusunda bazi tanimlar yapilmaya baslanmistir. Bazi otoriteler önemli bir iletisim araci olan sanat insanlarin, doga karsisindaki duygu ve düsüncelerini çizgi, renk, biçim, ses, söz ve ritim gibi araçlarla güzel ve etkili bir biçimde, kisisel bir üslupla ifade etme çabasindan dogan ruhsal bir faaliyettir diye tanimlamistir. Schiller sanati, insanin özgürlük dünyasinin ortaya çikmasini saglayan önemli bir araçtir. Seklinde tanimlar. Herbert Read ise sanat için; hayata uygulanan bir mekanizmadir, onsuz varliklar dengesini kaybeder. Toplusal, ruhsal bir karmasiklik içine girerler diye açiklar. “Güzel sanatlarin biçimsel olarak özelliklerine, kullandiklari yöntemleri, araç-gereç ve amaçlarina göre siniflandirilir. Bu anlamda sanat türlerini genel olarak asagidaki sekliyle siniflandirabiliriz. 1-Isitsel Sanatlar 2-Görsel Sanatlar 3-Ritimsel Sanatlar” |
Aslinda sanat kadar sanat
egitiminin de toplumlar için büyük bir önemi vardir.
Sanat egitiminin amaç ve gerekliliginin özünde insan ruhunun
yüceltilmesi, insanin özgürlesmesi bireylerin ruhsal gereksinimlerinin
doyurulmasi, dengeli, çagdas, duyarli bir toplum yaratilmasi çabasi
güdülür. Bu güdü dogrultusunda sanat egitimi ile
kendini iyi ifade eden, özgür, yaratici, üretken, yeteneklerini
gelistiren duygularini ve düsüncelerini gelistirip ifade edebilen
bireyler yetistirilmesini saglamaktadir. Bireylerin toplumlari meydana getirdiklerini
hatirlayacak olursak ayni niteliklere sahip uygar bir toplum yaratma hayalinde
sanat ve is egitimi ile gerçeklestirilebileceginin bilinmesi gereklidir.
Bu niteliklere sahip toplum ve ülkeler olusturabilmek için; Gelismislik düzeyleri ne olursa olsun tüm toplumlar ve ülkeler için sanat egitimi önemli bir gereklidir. Sanayilesme, hizla gelisme ve sürekli kentlesme bireylerde ve toplumlarda sikintilara neden olmaktadir. Makinelesme, tekdüze yasamin getirdigi yasam bireylerde; kendilerini gelistirmelerinde, ifade yaratma süreçlerinde, ilgili ve isteklerinde kisitlamalar oldugunu göstermektedir. Böylelikle günümüzde duyarli, dengeli ve saglikli bir toplum en önemli kosullardan birisi “SANAT EGITIMIDIR”. Sanat egitiminin önemini bu kadar anlatirken bu konuda A.E.M.L. önemini de vurgulamadan geçmemek gerekir. E.M.L. tam anlamiyla bir sanat egitimi veren bir okul degildir. Fakat sanat egitiminin bir takim islevleri olan; • Teknik bilgi ve beceri kazandirmak, • Arastirici, inceleyici, sorgulayici bir kimlik kazandirmak, • Olasiliklari tahmin edebilme gücünün kazandirilmasi gibi sanat egitiminin bir takim islevlerini yerine getirmeyi amaçlamaktadir. Elçin KÖSE Çinicilik ve Seramik Ögrt. |
| DÜNDEN BUGÜNE EGITIM
Tarih boyunca egitimin birçok tanimi yapilmistir. Egitim bir süreçtir.Bireyin istendik yönde meydana getirdigi davranis degisikligi sürecidir.Kimilerine göre karmasik bir süreçtir.Ne kadar karmasik bir süreç olsa da insanin yasami boyunca devam eden bir süreç olmasi dolayisiyla önemlidir. Geçen yüzyilin baslangicindan bugüne kadar insan hayatinda önemli gelismeler yasanmistir. Bunlardan ilki ve en önemlisi teknolojik gelismedir. Insan hayatini kolaylastiran ve hayatin her safhasinda kendini gösteren telefon, radyo, televizyondan sonra geçen yüzyilin özellikle ikinci yarisindan itibaren bilgisayarlar gerek insanlar gerekse ülkeler ve kitalararasi iletisimi çok hizlandirmistir. Bas döndüren bir hizla gelisen teknoloji sayesinde dünyanin herhangi bir yerinde meydana gelen bir gelismeyi tüm dünyanin gündemine tasiyabilmektedir. Teknoloji araciligiyla bilgiye ulasmak kolaylasirken, teknolojiye sahip olan ve onu kullanilabilir hale getiren, digerlerine göre avantajli duruma gelmistir. Geçmisteki en degerli insan tipini olusturan çok bilen insan, yerini bilgiyi gerektiginde nerede, nasil bulabilecegini bilen insana birakmistir. Eskiden beri bilinen bilginin degismez ve kalici olduguna inanan insan tipi, yerini bilginin kisa zamanda degisip eskidigi bu nedenle sürekli yeni pesinde kendini durmadan gelistirmeye çalisan insan tipine birakmistir. Geçmis yüzyillara ait olan itaatkâr, uslu çocuk kavrami, kendi kendine yetebilen, karar verebilen, kararlarinin sonucuna katlanabilen, hak ve sorumluluklarini dengeli bir sekilde tasiyabilen insan yetistirme kavrami ile yer degistirdi. Bilimsel gelismelere açik olan bireyler her zaman için kendilerini gelistirebilirler. Yasantimizin her safhasinda kendini hissettiren bilgisayar ve internet bilgiye ulasmada en önde gelen araçlardir. Ancak buna mukabil kitap okuma aliskanligimizda da bir gerileme söz konusudur. Ismet SABAS TDE Ögrt. |
BAMBU AGACI
Basarinin sartlari her zaman
çok basittir. Bir süre için çalisin, bir süre
tahammül edin. Her zaman inanin ve hiçbir zaman geri dönmeyin. Derleyen |
| BIR UMUT VE ÖZLEM
Soguk bir sonbahar aksamiydi. Hava kararmis, yagmur baslamisti. Düslerime âdeta yagmur yagiyordu. Rüzgâr üsütüyordu ellerimi. Gözlerim donuk bedenim halsizdi. Güzel olan hiçbir sey göremiyorum. Yaprak dökümü gibi olan bu kentin hiçbir hayat belirtisi yok. Çiçeklerin, denizin, kumsalin, günesin tadi ve denizle birlesen ufuk çizgisini görebilmek önemliydi benim için… Ama hayat seytan kiligina girip her seferinde bir tokat patlatiyor sanki… Alismak gerek acilara ve ölüm ilanlarinda kendiliginden silinen adreslere. Alistim sevdiklerimin yokluguna. Düslerim böyle daginik degildi eskiden. Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere, acilarim yüregimde çöreklenmezdi böyle. Özlemlerim hiç bu kadar uzak olmamisti gün isigina. Her gün biraz daha tükenirken her sey benligim sessizce inliyor ama ben susuyorum. Fakat hayati sevme fikri bile insani mutlu edebilecek kadar güzel ve asil! Bu yillarca sürecek ve hiç dinmeyecek gibi düsünürken görüyorum ki anlamini yitiren bir seyler var. Ruhumda dolasan bu garip seyin ne oldugunu bilmiyorum. Belkide içimdeki yaralari kapanmaya yüz tutmus saniyorum. Ama hayat yasanmisliklari asla affetmez ki…Zira yasanmis bir hayatin tekrar basa dönebilme sansi yoktur. Uzaklarda bile olsa aldigi nefesi yürekle hissettigin insanlar vardir.Yüzünü görmesen bile etrafindaki her yerde onu buldugun canlar vardir.Fakat kizil bir günesin önünde mavi bir yelkendir hayat.Alir,götürür insani bilinmeyen derinliklere.Simdi göçebe olmus yüregimle her sabah yeni yolculuklara çikiyorum.Umudun türküsünü söyleyerek… Özlem BAYAR 11/E |
KALITELI (!) ESPRILER Bazi parazitler bagirsakta yasar, bagirmasak da… Taksime cami yapmasinlar; baskasinin taksisine yapsinlar… Kendimi öldürüp intihar süsü verecem. Merak etme, kisirlik kalitsal degildir: ogluna geçmez... Insanlar üçe ayrilir: sayi saymayi bilenler, sayi saymayi bilmeyenler. Eskiden kibirliydim; artik kusursuzum... Bilmemek ayip degil, yeter ki çaktirma... Ne kadar sallarsan salla, dört yanlis bir dogruyu götürür... Dis görünüse önem vermem, röntgen filmi çektirip gelin. Kafani çevirip durma, aklindan geçenleri okuyamiyorum. Bu tüp bebek hatali; hep gaz kaçiriyor... Sana bir killik yapayim, killarini koyarsin Korkunun ecele faydasi yoktur, sadece iç çamasirlari kirletir... Insanlarin seni ezmesine izin verme; ehliyet al, sen onlari ez... Ruhunuzu satmayin! Kiralayin Ölüm korkusu sürekli degil mezarda biten geçici bir duygudur… Benim için hayatta 8 önemli sey vardir: Pamuk prenses ve yedi cüceler Kurtlardan teklif geldi. Sürüden ayriliyorum Her türlü iyi niyet itina ile suiistimal edilir Kumarda kazanmanin tek yolu oynamamaktir. Asansör bozuktur. En yakin asansör karsi apartmandadir. Bilgisayarimda virüs vardi. Çektim silahi iki sektörünün arasindan vurdum… Bes fincan kahve içtim. Falimda uykusuzluk çikti. Yerçekimini yenerseniz dünyanin yükünden kurtulursunuz. Rüsvet, uluslararasi para birimidir. Paranin ne önemi var. Mühim olan miktari. Üzüm üzüme baka baka kararabilir, ama körle yatanin sasi kalktigi görülmemistir Hayat doluydum. Bosalttilar! Süperman de uçuyor ama kimse ona kus beyinli muamelesi yapmiyor. Mozomlar ikiye ayrilir: Kibar mozomlar ve kromozomlar Ayakkabinin kallesi ayagi arkadan vurur. Dün bir Amerikali gördüm. Abi nasil Ingilizce konusuyo görecen Yazilidan sifir aldim ama önemli olan katilmakti |
| *Singapur`da sakiz çignemek
yasaktir. *Italya'da Spagetti'ye makarna demek hakarettir. *Panama'da çok güzelseniz size yüzde 20'ye varan indirim yaparlar. *Bahama Adalarinda çiçekli etek giymek koca ariyorum anlamina gelir. *Sili'de lokantada ellerinizi karninizin üzerine koyun. Yoksa servis yapmazlar. Ülkeden ilginç
haberler - Araba kullandiginiz zaman
gömlek giymek zorundasiniz. - Kapilar ve pencereler pembe
renkte olmak zorundadir. (Kanada- Kanata) Temel'in babasi vefat eder...
Cenazeye gelen bir aile dostu Temel'e sorar: Nasil oldu? Cevap: 30.kattan
asagiya düstü... Adam: Vah vah desene çok feci ölmüs...
Temel: Yok yok öyle ölmedi... Tam yere düsecekken manavin
tentesine çarpip tekrar yükseldi... Adam: Vah Vaah! Daha siddetli
çakildi o zaman. Temel: Yok!Karsidaki kasabin tenteden zipladi
bu sefer karsi binanin çatisina... Adam: Demek çatiya çarpip
öldü. Temel: Yok ya! Çatidan yuvarlanip elektrik tellerine
gitti... Adam: Deme ya! Çarpildi o zaman... Temel: Yok canim teller
yaylandi babami 200 metre yukari firlatti. Adam: 200 metreden yere çakildi
öyle mi? Yazik... Temel: Yok ya yine en bastaki bakkalin tenteye...
Adam: Orda mi öldü? Temel: Yooo... Ordanda yine kasaba... En
sonunda bunalan adam Temel'e bagirarak sordu: Ulan nasil öldü
bu adam? Temel: "Baktik durmuyor.. Vurduk!"
|
TANISMAK IÇIN Paris'te karsi kaldirima
geçmek için yesil isigin yanmasini bekleyen güzel kizin
yanina yaklasan delikanli: SOKAKTA - Beyefendi, çevrede
bekçi ya da polise rastladiniz mi? SUSTURUCU TEDAVI ÇANAKKALE IÇINDE
|
| Merakli Deve Genç deve annesine sormus -"Anne niye bizim ayaklarimiz bu kadar büyük?" Anne cevap vermis: -"Çölde kuma batmamak için." Genç deve tekrar sormus: -"Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür. Anne tekrar cevap vermis: -"Çölde kum firtinalarinda kum kaçmasin diye." Meraki yatismamis olan genç deve bir soru daha sormus: -"Bizim niye hörgüçlerimiz var." Anne deve sabirla yanitlamis : -"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolariz." Sonunda dayanamayan genç deve sormus : -"Peki biz bu hayvanat bahçesinde ne isimiz var?"
|
Borsa
|
![]() |
![]() |